Sözlükte "kriz" ne demek?

1. Birden ortaya çıkan şiddetli değişiklik; bir şeyin çok kıt olması durumu.
2. Fizyolojik bir rahatsızlığın şiddetli yinelenmelerle ortaya çıkan nöbeti: astım krizi ; bir şeye duyulan ani istek.
3. Bir duygunun ani ve güçlü biçimde dışa vurulması; bir toplumun, bir kuruluşun ya da bir kimsenin yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhrankriz

Cümle içinde kullanımı

Kalp krizi.
Krizler sıkıştırdığı zaman özel kliniklerde yatmaya gidiyordu.
- Ç. Altan
Öğleye doğru bütün kriz geçmişti.
- Sait Faik Abasıyanık

Kriz kelimesinin ingilizcesi

[Kriz] n. crisis, fit, attack, acme, bout, conjuncture, ictus, invasion, paroxysm
Köken: Fransızca